Zekat

Zekat Vermenin Hikmetleri

Zekat Allah’u Teala’nın nimetlerine karşı bir şükran görevidir. Zekat veren müslüman şu şekilde düşünür. Elde ettiğim bu varlık, bana Yüce Rabbimizin ihsanıdır. Nice insanoğlu vardır ki, daha kuvvetli ve daha bilgili oldukları halde bu mal varlığından haberleri yokturdur. Şu da düşünülmelidir ki, insanoğlunun elde etmiş olduğu nimet üstünde, onun bulunmuş olduğu çevrenin fazlaca yönlü tesiri vardır. Bu nimete karşı da şükür, o çevredeki yoksul ve perişan insanlara karşı yardım ederek yapılır. Zekât insanı aşırı ihtiraslardan kurtarmış olur. İyilik halletmeye alıştırır. Zekâtın, malın artmasına çok faydası vardır. Zekât, yoksul ile varlıklı içinde bir uyum tesis eder. Fakirdeki kıskançlık duygularını yok eder. Dolayısıyla fakirle varlıklı, dost olmuş olur. Zekât, içtimâi dengeyi sağlar, malın faydasız şekilde elde tutulmasını önler. Toplum fertlerini birliğe sevk eder ve cemiyeti temizler
Kulun, müslümanlığının tamamlanıp kemâle ermesidir.Şundan dolayı zekât, İslâm’ın rükünlerinden (esaslarından) birisidir.Bir insan zekâtını verdiğinde, müslümanlığı tamamlanır ve o kimse kemâle ermiş olur. Zekât, sadaka olarak adlandırılmıştır. Aynı şekilde kendisini cömertliğe alıştırmış olan kimse, bigün malını yada makamını veyahut da menfaatini Allah’u Teâlâ için harcamazsa, içinde bir sorun duyar.
Zekât, gönlü ferahlatır.İnsan bir şeyi özellikle de malını harcamış olduğu süre, kendisinde bir gönül ferahlığı hisseder. Fakat insanoğlunun harcamış olduğu şeyin cömertce ve içinden gelmiş olarak olması gerekir.Yoksa harcanması ile kalbinin o mala bağlı kalması değildir.
Zekât, insanı kâmil mü’min sınıfına dahil eder.
Zekât, İslâm toplumunu bir âile şeklinde yapar. Dolayısıyla gücü yeten kimse, gücü yetmeyene, varlıklı kimse ise elinde olmayana verir. Böylelikle insan, Allah’u Teâlâ’nın kendisine lütufta bulunmuş olduğu benzer biçimde, kendisinin de iyilikte bulunması gerektiğine inanılmış olduğu kardeşleri bulunduğunu hisseder.
Zekât, cennet kapısını bizlere açar. Zira aden, Hz. Muhammed (sav) Efendimiz şu şekilde buyurmuştur ;
“Cennette, dışarısından içerisi, içerisinden de dışarısı görünen (saydam) odalar bulunmaktadır. Bedevî birkişi onlar kimler içindir ey Allah’ın elçisi! dedi. Hz. Muhammed (sav) Efendimiz şöyle buyurdu ; Onlar, yumuşak ve kibar konuşan, (fakirlere, yoksullara ve muhtaç kimselere) yiyecek yediren, (farz oruçtan sonrasında) çokça (nâfile) oruç tutmaya devam eden ve insanoğlu(ın bir çok) uyurlarken Allah’u Teala için gece kalkıp namaz kılan kişiler için geçerlidir.”
Zekât, fakirlerin patlama, ayaklanma ve indifa ateşini söndürür.Bundan dolayı fukara, bineği olmadığı için sadece yaya olarak yürümesine ve yerde yada buna benzerbir şeyin üstünde yatmasına karşın sözgelişi bu kişinin istediği bir bineğe binmesine, istediği saraylarda yaşamasına ve nefsinin çekmiş olduğu yiyecekleri yediğine öfkelenip sinirlenebilir.Şüphesiz yoksul, kendi içinde o hiç kimseye karşı bir şey hissedebilir.
Zekât, kıyâmet gününün sıcağından bir kurtuluştur.
Zekât, insanoğlunun, Allah’u Teâlâ’nın helâl ve haram sınırları ile koyduğu hükümlerini bilmeye sevkeder.Bundan dolayı insan, dîninin hükümlerini, mallarının nisabını, verilmesi ihtiyaç duyulan bölgeleri ve gereksinim duyulan öteki bölgeleri öğrendikten sonrasında zekâtını verir.
Zekât, malı temizler.Şu demek oluyor ki malın, hem maddî, hem de mânevî yönden gelişip çoğalmasına yardımcı olur. Bundan dolayı bir insan sadakasını kendi malı ve mükünden vediği zaman, bu durum onun malını âfet ve belâlardan korur.Kim bilir verdiği bu sadaka sebebiyle Allah’u Teâlâ onun rızkını arttırır.
Gizli saklı olarak verilen zekât ve sadaka Allah’u Teâlâ’nın gazabını önler.

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir