Hz. Muhammed

Peygamber Mescidinde Çocuklar

Sıkıntılı bir hicret yolculuğunun arkasından Medine’ye ulaşan Peygamber Efendimiz, devesi Kasva’nın çöktüğü zemine yakın bir eve giderek konaklayacağını belirtmişti. Efendimizin devesi Kasva’nın adımları bir düzlükte sonlanmış olan ve Peygamberimiz bu alanda Mescid-i Nebevî’yi inşa etme sonucu almıştı. Ne hoş bir tesadüftür ki hurma kurutulan bu arsa, Sehl ve Süheyl adındaki iki yetim kardeşe aitti! Evlatları çağıran Allah Rasulü, arsayı kendisine bağışlamak istemelerine karşın onlara ödeme yaparak, İslam dünyasının merkezi olan Peygamber Mescidi, bu arsada yükselecekti. (Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr, 45.) İki minik yavrunun toprağında…
Daha ilk günden süregelen mescit-çocuk ilişkisi, Rahmet Elçisi’nin hoşgörülü, sabırlı ve anlayışlı tutumu ile günden güne gelişmiş, Asr-ı Mutluluk süresince çocuklar Mescid-i Nebevî’nin şerefli cemaati içinde yer almışlardı.
Daha ilk günden süregelen mescit-çocuk ilişkisi, Rahmet Elçisi’nin hoşgörülü, sabırlı ve anlayışlı tutumu ile günden güne gelişmiş, asr-ı mutluluk süresince çocuklar Mescid-i Nebevî’nin şerefli cemaati içinde yer almışlardı. Normal olarak o gün de tıpkı bugün şeklinde çocuk çocukluğunu meydana getirecek, hoplayıp zıplayacak, koşup oynayacak, namaz esnasında kimi zaman ağlayıp kim bilir gülüşecekti. Minik bir çocuk olan İbn Abbas ve tarafındaki arkadaşı şeklinde, bir eşeğin üstünde gelip açık meydan da tüm ashabına namaz kıldıran Efendimizin önünden geçecek, sonrasında eşekten inip otlasın diye onu safların arasına bırakacak, ayrıca o anda iki tane ufak kız evladı daha gelmiş olarak safların arasına karışacak fakat Rasûl-i Ekrem (sav) tüm bunlara aldırış etmediği şeklinde ashaptan da asla kimse evlatlarına bağırmayacaktı. Neydi onları ufaklıklara karşı bu şekilde sabırlı kılan? Evladı cemaatten uzaklaştırmayan, tersine onu namaz ve mescitle dostluk oluşturmaya özendiren bu davranışın nedeni neydi?
Öteki taraftan Mescid-i Nebevî, o günün bir tek ibadetgâhı ve medresesi değil, hukuktan edebiyata her türlü toplumsal hadisenin cereyan etmiş olduğu yaşam merkeziydi, can eviydi. Dolayısıyla Peygamberimiz zamanında zaman namazlarında bile mescitte bir saf oluşturacak kadar fazlaca çocuğun bulunması, (Ebû Dâvûd, Salât, 96.) Allah Rasulü’nün yaşamın akışıyla evlatları ne kadar çok sık birleştirdiğini ifade etmektedir. Bu gaye de ise çocuklar, toplumsal yaşamın gereksinimlerini görmekte, inanan bir insan olmanın özelliklerini ve gereken sorumluluklarının bilincini kazanmaktadırlar. Dedeleri namazda iken omzuna ve sırtına tırmandıklarına gore, Allah Rasulü’nün torunları oldukça ufak yaşta iken mescide gelebilmektedirler. Bir tek onlar değil, anneleri ile gelen bebekler ve erkekler ile hanımefendiler içinde kendilerine ayrılan safta namaza duracak kadar büyümüş çocuklar da mescidin müdavimleridir. Peygamberimiz normal olarak annelerin mescide devamının sadece çocuklarını da yanlarında getirmeleriyle mümkün olacağının farkındadır.
Çocuk ile cami arasına duvar örmeyen Allah’ın Rasulü’nün, geleceğin büyüklerini namazdan uzaklaştırmak bir yana, aksine iyi mi namaz kılacaklarını onlara bizzat öğrettiğini biliyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir