Kapat

Neden Mezarlıkları Ziyaret Etmeliyiz?

Ölüm ve Kıyamet parcalacorp 352 views

Çünkü pek tabi tanımdan da anlaşılacağı üzere mezarlıkta ölü insanlar ikamet etmekte. Hatta pek çoğunun kemikleri bile çoktan toprağa karışmış durumda. Ama sizin katiyetle bilmeniz gereken şey oradakilerin de tıpkı bir zamanlar bizim gibi bir mahlûkat olarak yaşadığı. Belki de bizim gibi nice mezarların önünden akıllarındaki dünyevi düşünceleriyle geçip gittiği yer. İşe, ,pazara, eve, gezmeye, okula,… yetişmek çabası ile önünden koştura koştura –bunu yaparken dönüp bir kere dahi bakmadığı- geçip gittiği yer. Lakin şimdi sahip olduğu tek mülk, tek evi. Üstelik devre mülk!…

İnançlarınız ne olursa olsun hepimiz – eninde sonunda – bir gün o toprağın altına gireceğimizin ve yanımıza bir tek metelik dahi götüremeyeceğimizin bilinci içerisindeyiz, olmalıyız. Tabi ki mesele bu değil; ölümün ansız oluşu. Hiç kimse ne vakit öleceğini bilmediği gibi nasıl, ne şekilde ve nerede öleceğini de bilmiyor.

 

Şimdi bu da neydi böyle?

 

Belki şu an bazılarınızın canını sıktım ölümü hatırlatarak ama ölüm yokmuş gibi davranmak salt akılla var olan biz insanoğlu için çözüm yolu değil. Önemli olan kalıcı olmadığımız şu fani dünyada maddiyattan çok maneviyat olarak insanlara miras bırakmak, bırakabilmek. Bu bir hayat görüşü olabileceği gibi bir ağaç dikip lüzumsuz bir taşı yoldan kaldırmak dahi olabilir. Ayrıca etrafınıza sizin yaptığınız iyilikler elbette ki sizin saygınlığınızı arttıracaktır da. Ayrıca öldükten sonraki hayatta kabrinize gelecek ve sizi ziyaret edeceklere de katkısı olacaktır. Düşünün ki  biz bundan yıllar yıllar sonra ya da yarın öyle bir yere  gideceğiz ama acaba hazır buna hazır mıyız?

İşte tam olarak da bu noktada önemli olan ne zaman, nerede, nasıl gerçekleşeceğini bilip kestiremediğimiz ölüm anında arkamızda kırgınlıklar, kırık kalpler bırakmamak ve o en son an pişmanlık duymamak için yapmamız gerekenleri şu anda yapmamız gerektiğidir. Bunda itici olan güç ise “ya şimdi ölsem?” sorusunu kendinize sormaktan geçer. Bunun için varsa şayet çocuklarınıza ölümün korkulacak bir şey olmadığını anlatmak ve onların kendi ayakları üzerlerinde durmalarını sağlayarak; kırdığınız kalpleri teker teker onararak; varsa borçlarınızı ödeyip hesaplarınızı temizleyerek; hayallerinizi gerçekleştirerek işe başlayabilirsiniz.

Aynı zamanda da işlerinizi ve yapmanız gerekenleri zamanında yapmaya özen göstererek ve bunları tam zamanında bitirmeyi kendinize amaç edinmelisiniz. Bir örnek vereyim ama bu örnek bizim toplumumuzda en çok ertelenmekte olan şeylerin başından gelsin diye düşünmekteyken aslında başka bir konu daha buldum kendime. Lakin gene de konuya uygunluğu bakımından birazcık bu konuya girmekte fayda var.

Bahsettiğim örneğim ise namaz kılmak. Çoğu Müslüman kardeşlerim ve büyüklerim namazı “daha sonra kılarız nasıl olsa” diye diye bu namazları ertelemekte ve ölümü yok sayarak yaşamakta, hareket etmekteler. Daha sonra yaşlandıkları zaman toptan namaz kılmaya çalışmakta ve bunda da başarılı olamamaktalar. Hatta bunun pişmanlığı ile daha da zor ve hüzünlü günler geçirmekteler. Bu konuya daha geniş bir şekilde değinmek gerek tabi. Fakat sizler zaten ana fikri anladınız.

Yukarıda bahsettiğim bir gün içerisinde ufak bir şeyken yıllar içinde koca bir sürü haline gelmekte. Üstelik sadece bu bir şey ve bunun gibi birçok şey daha var. Tıpkı “kazaları toptan kılmak”  düşüncesinde olduğu gibi “bir oturuşta tüm konulara çalışmak”, “derse son gün çalışmak” gibi ertelenen birçok şey var.  Şimdi sorarım size bir güne –koca bir güne!- sığdıramayıp beklettiklerimiz daha sonra koca bir ömre sığamayacak hale gelince duyacağımız pişmanlıklar nasıl olur? İşte tam da onun için ertelediklerimizi tez vakitte gerektiği gibi yerine getirmeye başlamalıyız. Ve bunu da hemen, şimdi yapmalıyız. Toprak olmazdan evvel…

Sosyal Ağlarda Paylaş

{parcalacorp}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*