Kapat

Hz. Muhammed’in (S.A.V.) Hayatı 3. Bölüm

Hz. Muhammed parcalacorp 475 views

Müslümanlar ve müşrikler arasında hicretten sonra sürekli olarak çekişmeler yaşanıyordu. Müşrikler Müslümanların sınırlarına girerek çeşitli sorunlar çıkarıyorlardı. Ayrıca hicret eden Müslümanların Mekke’de kalan malları müşrikler tarafından sürekli olarak yağmalanıyordu. Yağmalanan mallardan dolayı Mekke’ye giden kervanlarda Müslümanlarında hakkı vardı. Bunun üzerine ticaret kervanlarına yapılan saldırılardan dolayı Bedir Savaşı patlak verdi. 300 kişilik Müslüman ordusuna karşılık olarak 1000 kişilik müşrik ordusu Bedir’de karşılaştı. Meleklerinde gökten inerek Müslümanlara yardım ettiği bu savaşta zafer Müslümanların oldu. Müslümanlar artık resmen tanınıyordu. Müşriklerin ileri gelenlerinde çoğu bu savaşta öldü. Bedir Savaşı nedeniyle 70 müşrik köle olarak ele geçirildi ve her birinin bir Müslümana okuma yazma öğretmesine karşılık bırakılması kararlaştırıldı.

Bedir Savaşı sonrasında Müslüman olanların sayısı arttı ancak müşrikler Bedir Savaşı’ndaki yenilgiyi kabullenemediler ve Uhud bölgesinde Müslümanlara savaş açtılar. Bu savaşta oldukça kalabalık olan müşrikler 3000 kişiydiler. Hz. Muhammed’in amcası Abbas ise müşriklerin bu durumunu Müslümanlara bildirdi. Ebu Süfyan’ın eş, Hind ise Hz. Hamza’nın öldürülmesine karşılık Vahşi adındaki kölesini azat edeceğini söylemişti. Keskin bir savaşçı olan Vahşi ise İslam’ın savunucularından olan Hz. Hamza’yı şehid etmek için yola çıktı. 700 kişilik Müslüman ordusu ile karşılaşan müşrikler başlarda çok sevindiler, sayıca kendileri fazlaydı. Peygamberimiz ise tepeye okçular yerleştirmişti ve okçulara savaş kazanıldı nidasını duysalar dahi yerlerinden çıkmamaları söylenmişti. Uhud Savaşı çok çetin bir şekilde devam ediyordu. Müslümanlar savaşı kazandılar ancak savaşın kazanıldığı nidalarını duyan okçular peygamberimizin sözünü unutarak yerlerinden ayrıldılar. Müşrikler ise bunu fırsat bilerek saldırmaya devam ettiler. İki ateş arasında kalan Müslümanlardan 70 kişi şehit edildi.  Hz. Hamza Vahşi tarafından şehit edildi. Bu savaşın Müslümanlar tarafından kaybedilmesi Yahudilerde sevince neden oldu. Zaten müşriklerle birlikte iş birliği yapan Yahudilere karşı Arap kabileleri isyan etmeye başladı.

Hicretten 5 yıl sonra Mekkeli müşrikler ile Müslümanlar arasında bir savaş daha yapıldı. Bu savaşın adı ise Hendek idi. Medine’ye saldırmak isteyen müşriklere karşı şehrin dışına genişliği bir atın atlayamayacağı kadar olan hendekler kazıldı. Medine’deki Müslümanları yok etmek ve ticaret yolları üzerinde bulunan Müslümanlardan kurtulmak amacıyla savaşa gelen müşrikler karşılarında hendekleri görünce oldukça şaşırdırlar. Hendek Savaşı’nda paralı askerlerde bulunuyordu ve müşrikler çok kalabalıktı. İranlı Selman-ı Farisi tarafından önerilen hendekler sayesinde savaşın zaferi Müslümanlara geçmiş oldu. Ancak müşrikler Medine’de bulunan Yahudileri kışkırttılar ve Yahudiler şehre içeriden saldırmaya başladı. Yahudiler daha saldırıya başlamadan Allah Resulü bu durumu haber alarak birliklerin bir kısmını bu tarafa yönlendirdi. Savaş bir ay boyunca sürdü ve olumsuz hava koşulları nedeniyle müşrikler kaybetmiş olarak Mekke’ye tekrar döndüler. Hendek Savaşı sonrasında Yahudiler Medine’den çıkarıldı. Müşriklerle Hudeybiye Antlaşması yapıldı. Başta Müslümanların aleyhine gibi görünen kararlar bir süre sonra avantaja dönüştü.

Yahudiler Hayber’e sürgün edilmişti ancak burada da rahat durmadılar ve Hayber’e de bir sefer düzenlendi. Sefer sonrasında gayrimüslimler vergiye bağlandı. Hz. Peygamber sürekli olarak elçiler ve mektuplar göndererek İslam’a daveti sürdürüyordu. Ancak kabul etmeyen ve Müslümanlara karşı olan bazı devletler sefer düzenliyorlardı. Bunlardan biri olan Mu’te Savaşı’na Hz. Peygamber katılmadı. Ancak Bizans ile yapılan bu savaş kazanıldı. Daha sonra Mekkeli müşrikler Hudeybiye Antlaşmasını bozdular ve Mekke için sefer düzenlendi. Müslümanlar Mekke’yi fethederek Kâbe’deki putları bir bir kırdılar. Hicaz bölgesine tamamen yerleşen İslamiyet yeni yayılma alanları bulmaya başladı. Mekke’nin Fethi ile birlikte Huneyn bölgesine yerleşen bazı müşrikler burada bir donanma kurarak Müslümanlara saldırmaya karar verdiler. Bunun üzerine Müslümanlar bu müşriklerin üzerine yürüdü ve zafer ile döndüler. Bizans üzerine yapılan seferlere rağmen Bizans kralının yeni bir sefer hazırlığı içinde olduğu haberi üzerine Müslümanlar Tebük üzerine yürümeye karar verdiler. Savaş olmasa da İslamiyet bu alanlara da yayılma imkânı bulmuş oldu. Taif’e düzenlenen bir gazve ile birlikte Taif’te Müslüman bir diyar haline gelmiştir. Peygamberimiz hayatında bir kere ve son kez Veda Haccı yapmıştır. Haccın nasıl yapılacağını anlattıktan sonra Müslümanlara Veda Hutbesi’ni ilan etmiştir. Hz. Peygamber bütün bu yaşantısı süresince Müslümanlara her zaman İslam dinini anlatmış, İslam’ı yaşarken 11 hanımı olmuştur. Çocuklarını tek tek kaybetmiş ve bir tek Hz. Fatıma hayatta kalmıştır. Dini hükümlerin Müslümanların hayatında kalıcı bir yer edinmesi ile birlikte Medine’ye geri dönen Hz. Peygamber rahatsızlandı. Rahatsızlığı giderek artıyordu ve ölüm vakti yavaş yavaş yaklaşıyordu. Hasta olmasına rağmen mescide giderek namaz kıldırıyor. Ashabı ile görüşmeye çalışıyordu. Vefat süresi yaklaşan Allah Resulü vefatına 3 gün kala mescide gidemez oldu. Hz. Peygamberin yerine Hz. Ebubekr namaz kıldırıyordu. Hz. Fatıma ise babasını her gün ziyaret ediyordu. Hz. Aişe ise Allah Resulünün yanından ayrılmıyordu. Ölümünden iki gün önce mescide giderek bütün inananlardan hak helalliği alan Allah Resulü kimde ufacık bir alacağım vereceğim varsa gelsin buyuruyordu. Hastalığı biraz hafifleyen Hz. Peygamber sabah namazı için Hz. Ebubekr’in arkasında namaz kıldı ve evine geçince daha da rahatsızlandı. Hz. Aişe annemiz Peygamberimizin mübarek başını kollarının arasına almıştı. Cebrail (a.s.) Peygamberimizin yanına geldi ve Azrail (a.s.) içeri girmek için müsaade istediğini haber verdi. Azrail (a.s.) Hz. Peygamber’e ‘’Ya Rasulullah! İsterseniz canınızı alacağım isterseniz onu size bırakacağım.’’ dedi. Cebrail (a.s.) ise bütün meleklerin ve arşın kendisini beklediğini söyledi. Bunun üzerine Peygamberimiz Azrail (a.s.)’a görevini yerine getirmesini söyledi. Yanındaki su kabından eline su alıp yüzüne sürdü. ‘’La ilahe illallah’’ diyerek gözlerini tavana dikti. 63 yaşında hicretin 11. senesinde Rebiülevvelin 12’si pazartesi günü 632 yılında hayata gözlerini yumdu. Arkasında milyonlarca Peygamber aşığı bırakarak Refik-i A’la’ya yükseldi. Gözlerde yaşlar bıraktı, her mü’minin kalbinde sevgisini bıraktı.

 

Kaynaklar

 

(1)Salih Suruç, Peygamberimizin Hayatı, Mekke Dönemi

(2)Salih Suruç, Peygamberimizin Hayatı, Medine Dönemi

(3)Necip Fazıl Kısakürek, Çöle İnen Nur

(4)Mevdudi, Hz. Peygamberin Hayatı

(5)Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi

(6)Diyanet İşleri Başkanlığı, Peygamberimizin Hayatı

(7)Seyid Kutub, Peygamberimizin Hayatı

(8)Hz. Muhammed’in Hayatı, Siret-i İbni Hişam

Sosyal Ağlarda Paylaş

{parcalacorp}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*