Kapat

Ayetel Kursinin İçeriği ve Bahsettiği Konular

Ayetel Kursi parcalacorp 2.008 views

Yaşamın Anahtarı Ayete’l Kürsi
Kur’an’ı Kerim’in içinde bazı ayetlere olan ilgimiz oldukça fazladır. Yasin suresini, Amener Resulü ile başlamış olan Bakara 285-286. ayetlerini, Ayete’l-Kürsi ismiyle tanıdığımız Bakara 255. ayetini bunlara örnek olarak gösterebiliriz. Bu ayetlerin, bilhassa belli günlerde yüzünden okunması üstünde oldukça önemle durulmuş, fakat anlamı, verdiği mesajı öğrenme ve üstünde düşünme şeklinde emek harcamalar nedense dikkatsizlik edilmiştir. Dilediğini yapma yetkisine haiz olan Allah’u Teala’nın inanılması ihtiyaç duyulan tek ilah olduğu, O’nun haricinde bir ekip insanların kulluk sundukları sahte ilahların, inkar edilmesi gerektiği gerçeği haykırılmıştır.
Bu kati sözlü ve katıksız tek Allah inancı, İslâm düşüncesinin dayandığı ve yaşamın tümüne ilişkin, İslâm’ın kaynağını oluşturan temel bir esastır. Kulluğu ve yakarma eylemlerini sırf Allah’u Teala’ya yöneltme ilkesi bu düşünceden doğmaktadır. Buna gore hiçbir insan, Allah’u Teala’dan başka bir hiç kimseye kul olması imkansız, Allah’u Teala’dan başka hiçbir mercie ibadete yönelemez, kendisini Allah’u Teala’dan ve Allah’ın uygun görüp emre bağladığı mercilerden başka asla hiç kimseye itaat etmekle yükümlü sayamaz. Tüm kıymet yargılarını, Allah’u Teala’ya dayandırması gerektiği benzer biçimde, Allah’u Teala’nın terazisinde ağırlığı olmayan herhangi bir toplumsal kıymet yargısının da hiçbir önemi olmadığını keşfeder.
Gene bu çarpıcı ifade, Hz.İsa’nın Rab olarak kabul edilmiş olduğu Teslis(üç ilah) anlayışının savunulmasının da karşısında yer alır.
Bu şekilde yegane Rab ve ilah olarak kabul ettiğimiz Allah’u Teala’nın, gücü ve kudretinin anlaşılmasında,bizlere destek olacak sıfatlarının bilinmesi gerekmektedir.İşte ayetin devamı da, bu bilgiye ulaşmamızda bizlere rehber olmaktadır.
“diri, yarattıklarını gözetip yöneten”
Allah’u Teala’nın sıfatlarından kabul edilen “Hayy” (yaşam sıfatı) O’nun kendinden doğar, hayatlarını yaratıcılarının bağışına borçlu olan tüm yaratıkların yaşamı benzer biçimde başka bir kaynaktan gelmez. Hem de bu yaşam ezelî ve ebedîdir, şu demek oluyor ki ne başladığı ve ne de bittiği bir nokta vardır. Başka bir deyimle bu yaşam sıfatı, süre kavramından bağımsızdır. Bu gerekçe ile bu anlamdaki yaşam da yalnız Rabbimize özgüdür.
Yoksa sorun eski Yunan filozoflarından olan Aristo’nun düşündüğü şeklinde değildir. Ona nazaran Allah’u Teala, yaratıklarından hiçbirini düşünmez; şundan dolayı O, kendi zatından başka hiçbir şey üstüne düşünmeyecek derecede yücedir. Ona bakılırsa Rabbimiz, yaratıp kendi kendine bıraktığı varlık alemi ile ilişkisini kesmiş oluyordu.
Günümüz beşeri ideolojilerinin ortaya çıkması, bu zihniyetin devam ettiğinin bir sonucudur. Şu sebeple bu düşünce akımları referans olarak vahyi almadıkları benzer biçimde, vahyin inşa edeceği bir toplumun ortaçağ karanlıklarında boğulacağı hakaretlerini de yapmaktan geri kalmamışlardır.
Bu gözetme ve yönetme, bir an bile uyku ve uyuklamaya tutulmayan Rabbimize özgüdür.
Yüce Allah ile hiçbir varlık içinde bir benzerlik asla söz mevzusu değildir. Allah’u Teala, gizli saklı uyuklamaktan (dalgınlıktan) ya da devamlı uykudan, her ikisinden de kayıtsız şartsız bir kesinlikle münezzehtir.
Şu dehşet verici evrende yer edinen sayısız atomun, hücrenin, canlı varlığın, cansız nesnenin, tüm bu tarz şeyleri nezarete ve denetimi altında tutan ve tüm bu varlıkların, Allah’u Teala’nın tedbirine dayalı olarak ayakta durması oldukça etkisi altına alan bir gerçektir. Oysa tahrif edilmiş bir kitap olan Kitab-ı Mukaddeste yaratıcı, yaratılanın sıfatlarına benzetilmişdir
Evrenin ya da yaşamın herhangi bir alanında edindikleri data ile derhal şımarıklığa kapıldıkları şu günlerde bu kafa yormaya daha fazlaca gereksinimleri vardır.
Her şeyi mutlak, kapsamlı ve eksiksiz olarak bilen, bir tek yüce Allah (C.C.)’tır. O, kulları tarafınca bilgisinin bazı bölümlerinin keşfedilmesine izin verebilir.
Düzgüsel olarak hükümdarlık, egemenlik anlamını içeren Kürsi (koltuk, taht) kelimesi, lügatımızda ki kullanılışı şeklinde iktidar yerine kullanılmaktadır.
İhtiva ettiği ifadeler çevresinde meydana getirilen tartışmalara girmek gereğini duymayız. Bunun yerine “Yüce ve büyük olan O’dur” diyerek, bu sıfatların, ortaksız bir şekilde, bir tek Allah’u Teala’ya özgü olabileceği gerçeğinin zihinlere kazınması sağlanmaktadır.Hakkaten yücelik ve ululuk sıfatları yalnız Allah’a özgüdür, bu sıfatlarda başka hiçbir ortağı yoktur.
Namazlarımızdan sonrasında, yatmadan ilkin, sayısız kereler okuduğumuz Ayete’l-Kürsi, üstünde tefekkür etmeden, süratli bir halde, birden fazlaca okumakla yetinirsek, yukarıda belirttiğimiz görkemli mesajına da yazık etmiş oluruz.

Sosyal Ağlarda Paylaş

{parcalacorp}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*