Kapat

Allâh’ü Teâlâ’nın Mümine Verdiği Hediyeler

Allah parcalacorp 428 views

Hastalık, yoksulluk, iftiraya uğramak şeklinde dert ve belalar, kemend-i mahbubdur. Bu şekilde bir kimse, şeytana, nefsine yada fena arkadaşa aldanarak dinin dışına çıkmak üzereyken, kemend daralıp boynunu sıkar, boğulacak benzer biçimde olur ve geriye döner. Doğrusu kendisini helak edecek bir şey yapması imkansız.
Dert ve bela, günahların çokluğuna değil, fazlaca affedildiğine alamettir. Çoğumuz aslına bakarsanız fazlaca günahkârız. Hattâ Allâh ü teâlâyı unutarak aldığımız verdiğimiz her nefes günahtır. Bu sebeple, Allah’u Teala‘nın dert ve bela verdiği kullar, affetmek istedikleridir.
Dert ve bela, affolunmaya sebeptir, iyidir, fakat istemek doğru değildir. Nitekim Peygamber efendimiz, (Allâh’tan dert ve bela istemeyin. Verirse de şikâyetçi olmayın!) buyurmuştur. (Yüce Rabbim, bana ahirette ve dünya da iyilik ver, beni Cehennem azabından koru) ve (Yâ Rabbî, senden sağlık, afiyet ve kaderine rıza isterim) diye de yakarma etmiştir. Ikimiz de bu şekilde yakarma etmeliyiz.
Yakınma etmemeli
Hastalıklar, Allâh’ü Teâlâ’nın mümin kuluna hediyesidir. Armağan sevilene verilir ve armağan veren de sevilir. Örneğin bir kimse bizlere bir armağan verse, ikimiz de teşekkür etmek yerine (Şöyleki yaptın, bu şekilde yaptın) diye olmadık sözler söylesek, sonrasında da (Ben o kimseyi oldukça seviyorum) desek, kim inanır? Onun için, hâlinden şikâyet etmek asla iyi değildir. Tersine, (Demek ki Rabbim beni sevmiş oldu, beni affetmek istedi ki bana bu derdi uygun gördü), verilen dert ve belanın bir armağan bulunduğunu bilip sevinmeli ve kıymetini anlamalıdır. Bu hâl suretiyle olmanın alâmeti de sabırdır, hâlinden şikâyet etmemektir.

Sosyal Ağlarda Paylaş

{parcalacorp}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*