Kapat

Allah Rızası İçin Yapılan Fedakarlığın Önemi

Allah parcalacorp 630 views

Müslümanların hayatı boyunca en önemli terbiye özelliklerinden biri, fedakarlıktır. Kuran’da bildirilen bu terbiye anlayışı, Yüce Mevlamın rızasını kazanabilmek için çalışan Müslümanlar içinde gerçek anlamıyla yaşanır. Müminlerin bu kuvvetli fedakarlık ferasetleri dahilinde yapacakları hayırlarda yarışmaları ve bu özellikleriyle birbirlerine örnek olmaları ise Allah’u Teala’nın izniyle hem dünyada hem de ahirette oldukça büyük hayırlara vesile olur. Fedakarlık; insanoğlunun haiz olduğu, sevilmiş olduğu, kıymet verdiği her şeyden asla düşünmeden ve seve seve feragat edebilmesi, gerektiğinde kendi çıkarlarından vazgeçip her türlü güçlük ve sıkıntıyı göze alabilmesi, bu mevzuda elinden gelenin daha fazlasını başarabilecek heves, istenç ve kararlılığı kendisinde bulabilmesidir. Bu güzel ahlak, müslümanları, inanmayan kişilerden ayıran en belirgin sebeplerindendir. İman etmeyen ya da din ahlakını gereği şeklinde yaşamayan insanların esirgemez olmasını engellemiş olan, şeytanın tahrik etmesidir. Şeytan her fırsatta insana bencillik, egoistlik, kıskançlık şeklinde kötü terbiye özelliklerini telkin eder. Bu yüzden nefsini eğitmediği takdirde, bu duygular kişinin tüm ahlakına hakim olur. Bu şekilde bir kişi ise bir çok süre herkesten oldukça, hatta bir fazlaca zaman yalnızca kendisini düşünür. Nefsin bu zayıflığından arınmak için, imanı anlamak ve Kuran ahlakını sürdürmekle gerçekleşir. Kuran’da bildirilen gerçekleri ve Rabbim’izin emrettiği terbiye anlayışını kavrayan bir kimse, yaşamının her anında fedakarlık gösterebilecek bir ahlaka ulaşabilir.

 

Kuran Ahlakına Göre Fedakarlık

 

Fedakarlık söylenince insanın aklına, yalnız insanoğlunun maddi anlamda sahip olduklarının bir bölümünü ve ya gereğinden fazlasını farklı kişilere harcaması gelmemelidir. Kuran’da bildirilen fedakarlık, müminin yaşamının tümüne hakim olan ve inancının gücünden meydana gelen bir yaşam şeklidir. Bu fedakarlık ruhu, kişinin çevresindeki her mevzuya karşı vicdani bir duyarlılık içinde olmasını gerektirir. Fedakarlık, insanoğlunun yaşamış olduğu sosyal olaylardan, yer yüzünün her bir yerinde işkence ve zulme maruz kalan, açlık çeken, gerekseme içindeki insanlara kadar, olabilecek her mevzuda kendisini görevli hissetmesi ve tüm bunlara çözüm getirmeyi hedeflemesidir.Allah’u Teala’nın “Sizden önceki nesillerden, onlardan kurtardığımız dan pek azı haricinde yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek erdem sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Eziyet edenler ise, ortamında oldukları gönencin arkasına takıldılar. Onlar, suçlu günahkarlardı. ” (Hud Suresi, 116) ayetiyle bildirdiği “fazilet sahibi kişiler”den olmak için, her insan şeklinde kendisine de mesuliyet düştüğünü bilen, Allah’tan korkan, O’na gönülden inanç eden ve vicdanının sesini dinleyen insan olmak gereklidir. Müminin gösterdiği bu fedakarane ahlaka karşılık, Yüce Mevlam  kendisini dünyada iyilik ve güzellikle mükafatlandıracak, ahirette de sonsuza dek eşsiz nimetlerle mükafatlandıracaktır. Rabbimiz güzel hareketlerde bulunanları Kuran’da belirtilen bu ayetle müjdelemektedir: “Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarıyor, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada müddetsiz kalacaklardır. ” (Yunus Suresi, 26)

 

Peygamber Efendimiz (sav)’in ve Sahabelerinin Fedakarlıklarından Örnekler

 

Müminler güçlük anlarında da düşünmeden, fazlaca büyük bir istek ve coşkuyla, isteyerek her çeşit özveri de bulunabilirler. Peygamberimiz (sav) döneminde başta Resulullah (sav) olmak suretiyle, tüm sahabeler bu ahlakın eşi olmayan örneklerini sergilemişlerdir. Samimi imanlarından meydana gelen özverili ahlaklarından dolayı tüm insanlara örnek olmuşlardır.
Mesela Abdullah bin Zübeyr hemen hemen on iki yaşlarındayken Yermük Savaşına, bundan dört yıl sonrasında ise Mısır’ın fethine katılarak ufak yaşta gösterdiği heves ve atılganlığıyla tüm inananlara örnek bir davranış olmuştur. Abdullah bin Zübeyr gibi, yaşça fazlaca büyük ayrıca ayağı sakat olan Amr. b. Cemuh da imanın coşkusu ve Allah’u Teala’nın rızasını kazanma arzusuyla Peygamberimiz (sav)’den Uhud Savaşına katılmak için izin istemiş ve bu harpte şehit düşmüştür. Bu ahlakı yaşayan müminlerden biri de Semmas b. Osman’dır. Uhud Savaşı sırasında Peygamber Efendimiz’i arkasından öldürmeye yeltenen bir insanın önüne atılarak kendisini Resulullah (sav)’e siper etmiş ve almış olduğu ağır yara ile şehit olmuştur.

Sosyal Ağlarda Paylaş

{parcalacorp}

“Allah Rızası İçin Yapılan Fedakarlığın Önemi” üzerine 1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*